TÜRKİYE SURİYE SINIRINDA NELER OLUYOR?

16/10/2016


Haftaya, Gaziantep’te patlatılan ahlaksız bombalı saldırının yaralarını sarmaya çalışırken, Pazartesi Menbiç’te YPG mevkilerine ve Salı günü Cerablus’ta DAEŞ güçlerine karşı Türk ordusu tarafından yapılan top atışları ile başladık. Antep’te olup bitene anlam vermeye çalışırken hemen ardından başlayan bu bombardımanların sebeplerini ve olası sonuçlarını incelemek bölgede neler olup bittiğini anlamamız adına faydalı olacaktır.

Türk basınından daha önce ve hatta daha kapsamlı haberlerin yabancı basında yazılmasının ardından dikkatler bölgedeki hareketlenmeye çevrildi. Salı sabah saatlerinde Gaziantep’in sınır ilçesi Karkamış’ta sınıra yakın bölgeye 3 adet havan topu mermisi düştü. Cerablus’tan DAEŞ tarafından atılan bu mermilerin ardından Türk ordusu angajman kuralları çerçevesinde Cerablus’taki güçlere misli ile karşılık verdi. Yazılan bazı haberlere göre Türkiye DAEŞ güçlerini dün de vurmuştu. DAEŞ güçlerine top atışları ile önemli zararlar verilirken, sınıra düşen havan mermilerinin haricinde DAEŞ tarafından atılan 3 adet roket öğle saatlerinde Kilis’in merkezine isabet etti. Hali hazırda birçok tank ile beraber zırhlı birliklerin bölgeye konuşlandırıldığı sınır bölgesinde halkın evlerinden dışarı çıkmaması için uyarılarda bulunuldu. Öte yandan, yabacı basında yayımlanan haberlere göre Türk ordusu Menbiç’i kontrol altına almış olan YPG güçlerinin mevzilerini de Pazartesi akşamından itibaren bombalayarak bölgedeki planı doğrultusunda harekete geçmiş oldu.

Türkiye bu bombardımanlarla neyi hedefliyor ve Antep’teki canlı bomba saldırısının bunlarla bir ilgisi var mı? Türkiye sınırın hemen öte tarafın Cerablus’ta kontrolü ele geçirmiş olan DAEŞ kuvvetlerini bu bölgede istemiyor. Bunun sebebi ise çok basit olarak ülke sınırlarının ve sınıra yakın yerlerde yaşayan vatandaşlarımızın ve kuvvetlerimizin güvenliği olarak gösteriliyor. Ayrıca, bu yerin Kuzey Suriye’deki askeri kuvvetler için stratejik önemi bir hayli büyük. Öte yandan Menbiç’teki YPG güçlerini de hemen hemen aynı tarihlerde bombalayan Türk kuvvetleri Cerablus’u almak için bölgedeki DAEŞ kuvvetlerine büyük bir darbe indirmek isteyen YPG’yi de Cerablus’ta ve bölgede istemiyor. Afrin ve Azaz’da kontrolü elinde bulunduran YPG’nin yakın gelecekte Cerablus’uda almak için bir hamle yapması ve başarması durumunda Kuzey Suriye’de Türkiye sınırı boyunca bütün hattı kontrolü ele geçirmiş olacak, bu da Türkiye için büyük bir tehdit olarak gözüküyor.

Hafta başında başlayan bombardımanların amacının yine yabancı kaynaklı haberlere göre Türkiye’ye getirilmiş 1000 – 1500 civarında Suriyeli muhalifin Cerablus’u ele geçirebilmesi ve bölgeye girebilmesi için ihtiyaç duyulan bir koridor oluşturmak amacıyla bombalandığı söyleniyor ve tartışılıyor. Türkiye’de Karkamış’tan hareketle Suriye’ye geçecek olan bu eğitilmiş muhalif milisler ile Türkiye bölgede istemediği DAEŞ kuvvetlerini Cerablus’tan uzaklaştırmayı başaracak ve kısmende olsa bir tampon bölge oluşturmuş olacak. Günün sonuna geldiğimizde ise Karkamış’a atılan havan toplarının ve yükselen gerilimin ardından bölge halkına ve memurlara ilçeyi boşaltmaları yönünde uyarılarda bulunuldu. Bu hafta içerisinde bu operasyonların ve planların nihayetini ya da en azından gidişatını görmüş olacağız.

Gaziantep’te çoğunluğu çocuk onlarca ölü ve yaralıya sebep olan saldırının ise bölgede bulunan Özgür Suriye Ordusu yani muhalif milislerin eğitilmesinin ve yakın zamanda Cerablus’a doğru hareket edeceklerinin istihbaratının alınmasının ardından DAEŞ’in Türkiye’ye bir gözdağıvermek amacıyla gerçekleştirdiği yönünde haberler yayılmakta. Tüm bu haberlerin doğru olup olmadığı kısa veya orta vadede ortaya çıkacaktır. Yukarda bahsettiğimiz gibi dünya medyasına yön veren birçok önemli medya kuruluşunun sözde tarafsız habercilik anlayışına göre yorumlanmış haberler dünyada yankılanmaya devam ediyor. Yine bu kuruluşlara göre Türkiye DAEŞ’i vurmanın ötesinde bölgede hiçbir Kürt oluşumunu istemeyen ve kendisine tehdit olarak gören bir politika içindeymişçesine bir algı oluşturuluyor demek yanlış olmaz. Yine yabancı basında Türkiye’nin DAEŞ’e karşı savaşan PYD’nin silahlı gücü YPG ile savaş halinde olması, bölgeden yapılan çeşitli röportaj ve alınan bilgilere göre Türkiye’nin gizliden gizliye DAEŞ’e ve El-Kaide gibi terörist oluşumlara bir anlamda destek olduğu şeklinde yorumlanıyor. Tüm bu yazılanlar bölge veya Türkiye ile pek fazla bilgisi ve ilgisi olmayan insanlar için DAEŞ ne kadar kötü ise onunla savaşan PYD o kadar iyi ve özgürlükçüymüş izlenimi yaratmada yeterli gözüküyor.

Elbette, dünyada her yayın kuruluşu tarafını ya da tarafsızlığını bağlı bulunduğu devletlere ya da fon kaynaklarına göre belirliyor denebilir. Bu noktada, maalesef ülkemiz medyası ve hükümete yakınlığı ile bilinen medya kuruluşları için bir eleştiri getirmemiz gerekiyor. Ardı ardına patlayan bombaların, her gün gelen şehit haberlerinin, yüzlerce sivilin, masumun, kadın, çocuk ve yaşlının ölüm haberlerini aldığımız, ülke sınırlarımızın içerisinde vatandaşlarımızın üzerine mermiler toplar yağdığı bu günlerde konuyla ilgili haberleri yabancı basından daha detaylı ve güncel şekilde takip edebiliyor olmak maalesef daha 1 ay önce demokrasi için kendisini topun tüfeğin önüne atmış bu halka yapılan bir ayıptır.

Güzel ülkemizde her gün gelen şehit haberleri, patlayan bombaların ardında bıraktığı ölü bedenler, masum canlar ve silinmesi çok güç izlerle yüzlerce yaralı vatandaşımız bu ülke insanına reva mı görülmektedir? Yıllardır dozunu iyice arttırmış terör saldırılarını, sivillere karşı yapılan silahlı ve bombalı saldırıları Türk milleti mümkün olduğunca büyük bir sükûnetle sineye yazmaya, gelecek güzel günlerin ümidiyle sabretmeye devam ediyor. Bu bekleyişin ardında sahip olduğumuz yüksek inancı temel alan telkinler ve uyarıların etkisi yadsınamaz. Peki, tüm bu olanları artık yetmedi mi? Bu ne kadar daha böyle devam edecek?

Ardı ardına patlayan bombaların sonuncusu Gaziantep’te düştü yüreklerimize. Türkiye içinde bulunduğu coğrafyanın ve tarihin beraberinde getirdikleriyle yanı başında cereyan eden savaşlar, terör ve çirkin oyunların gerçekleriyle mücadele ediyor ama tüm bu olanlar her gün can veren şehitlerimize, hayatlarını yitiren sivillere alışacağımız anlamına gelmiyor ve gelmemeli. Sabrını ve sükûnetini koruyan halkımız artık daha fazla bilgilendirilmeli, bu çirkin ve ahlaksız güçlerle savaşmak ne kadar zor olursa olsun kayda değer ve bu acıları minimal düzeye indirecek aksiyonlar artık bir an önce alınmalıdır.

Mithat Kemal İman
mithatiman@gmail.com

porno izlegaziantep escort bayanbrazzers