VEJETARYENLİK

27/11/2016



Herkes az ya da çok yemek seçer. Bazıları kuru fasulye sevmez, bazıları pırasa, bazıları da karnabahar kokusuna katlanamaz. Çeşitli sebepler dolayısıyla et, balık ve hindi, tavuk gibi kümes hayvanları tüketmemeye de vejetaryenlik denir. Etin yanında türlü hayvan ürünlerini tüketmeyenlerse vegan olarak adlandırılır. Bu iki kavram birbirine sıklıkla karıştırılmaktadır. Dürüstçe değerlendirmek gerekirse her tür beslenenin kendini farklı adlandırmasından dolayı bir kavram kalabalığı mevcuttur. Örneğin hayvan ürünlerinden yalnızca yumurta tüketenlere ovo-vejetaryen denirken, yalnızca balık eti yiyenlere pesketaryenler denir. Ancak büyük ihtimalle kavramlarda boğulmak çok da doğru değildir.Vejetaryen beslenme biçimini seçmekte pek çok faktör olabilir. Dinsel, ahlaki ya da sağlığa ilişkin nedenlerle et yemekten kaçınılabilir. Tabi bu kaçınma olayı yemekle sınırlı da değildir. Hayvan ürünlerinin dolaylı olarak kullanılması ve hayvanlar üzerinde test edilmiş ürünlerin kullanımı da vejetaryenlerin kabul etmediği bir olgudur. Bazı insanların et yememe sebebi ahlakidir. Bu kişiler hayvan yemenin adil olmadığını, bir canlının yaşamının kişinin damak tadından daha önemli olmadığını, hayvanların da en az insanlar kadar yaşama hakkı olduğunu düşündükleri için hayvan yemeyi reddederler.
Bazı kişilerse vejetaryen beslenmenin daha sağlıklı olduğunu düşünürler. Aslen vejetaryen kelimesinin kökeni de Latince ‘vegetus’tur ve ‘hayat dolu, sıhhatli, canlı’ anlamına gelir. Bu görüş tamamen desteksiz de değildir. Pek çok beslenme uzmanı yağ, tuz ve şeker yerine, selüloz içeren bitkisel liflerin, meyvelerin, çiğ sebzelerin ve tam tahılların dengeli beslenmeye daha çok katkıda bulunduğunu dillendirmektedir. Kaldı ki günümüzde ülke nüfusunu besleyebilmek adına başvurulan sınai hayvancılığın ne kadar sağlıklı ve insani olduğu da her zaman tartışmaya açıktır. Hem çiftlik hayvanlarının kullanımına ayrılan alanlarda çok daha fazla insan için yeterli olabilecek sebze yetiştirmek de mümkün olabilecektir. Öte yandan Hinduizm ve Budizm gibi Uzak Doğu merkezli inançlarda da canlılara zarar vererek beslenmek iyi karşılanmadığından, bu dinlerin inananları da vejetaryen beslenme biçimini tercih etmektedir. Vejetaryenliğin daha sağlıklı bir beslenme biçimi olmasına ve ortalama yaşam süresinin artırdığına dair pek çok araştırma mevcuttur. Amerika ve Kanada Diyet Dernekleri’nde yapılan açıklamalara göre vejetaryenlik –elbette doğru ve planlı bir beslenme listesiyle- çeşitli hastalıkların hem önlenmesi, hem de tedavi edilmesini sağlamaktadır. Örneğin çağımızın en büyük problemlerinden biri olan kalp rahatsızlıkları açısından değerlendirdiğimizde, bu hastalıklar vejetaryen erkeklerde et yiyenlere göre %30, kadınlarda %20 oranında daha az rastlanmaktadır. Zaten bedenin ihtiyaç duyduğu besinlerin tahıllardan, baklagillerden, sebze ve meyvelerden, peynir ve yumurta gibi hayvansal ürünlerden alınabildiği konusunda diyetisyenler de hemfikirdir. Hatta vejetaryenlik karşıtlarının söylediklerinin aksine vejetaryen besinler bazı gerekli yapıtaşları açısından daha bile zengindir: Karbonhidratlar, lif, magnezyum, potasyum, C v E vitaminleri, folik asit ve bazı antioksidanlar bakımından vejetaryen beslenme listeleri daha verimlidir. Bunun yanında vücuttaki boy-kilo oranı vejetaryenlerde daha dengeliyken, kolestrol seviyesi ve kan basıncı daha düşüktür. Böbrek, osteoporoz ve Alzheimer tipi hastalıklara da vejetaryenlerde daha seyrek rastlanır. Zaten et tüketenlerin de bildiği üzere yağlı kırmızı et tüketimi çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini artırmaktadır. Kırmızı ete gelen tavan fiyat uygulamasıyla etlerdeki yağ oranının artması da halkın hem beklediği, hem de korktuğu bir olgu haline geldi bile. Vejetaryenlerin en çok karşılaştığı problemse Omega-3 yağ asitleri ve B12 vitamini eksikliğidir. Ancak çocuğu et yemeyen tüm annelerin ısrar ettiği gibi B12’nin yalnızca et ürünlerinde bulunduğu savı doğru değildir. Vejetaryenler de kara lahana, ıspanak, soya, peynir ve yumurta gibi ürünleri yeteri miktarda tükettiklerinde bu problem de ekarte edilebilmektedir. Protein konusundaysa bundan çok daha kolay bir çözüm vardır. Ceviz ve fındık gibi kabuklu yemişler, baklagiller, süt ürünleri ve soya ürünlerinde bol miktarda protein bulunmaktadır. Yaygın düşüncenin aksine insan sağlığı açısından bitkisel proteinlerin hayvansal proteinlerden fazla bir farkı yoktur. Yulaf da benzer besin değerleri sunmaktadır. Yapılan araştırmalara göre vejetaryenlerin %68’i kadındır, belirtmekte fayda var ki kadınların ortalama yaşam süresi de erkeklerden daha uzundur. Kim bilir belki de düşmek bilmeyen et fiyatları insanların daha sağlıklı bir beslenme biçimi edinmesini sağlar.Petek ŞAH
porno izlegaziantep escort bayanbrazzers